Kızan Kime Denir? Küresel ve Yerel Perspektiflerden Bir Kavramın Yolculuğu Hayatta bazı kelimeler vardır ki, onların anlamını sadece sözlük tanımlarından değil, onları kullanan insanların hayatından, kültüründen ve duygularından öğrenirsiniz. “Kızan” da tam olarak bu kelimelerden biri. Kimine göre bir sevgi ifadesi, kimine göre genç bir delikanlının adı, kimine göre de hafif azar içeren bir sesleniş… Peki gerçekten “kızan” kime denir? Bu yazıda kelimenin hem köklerine hem de günümüzde kazandığı anlamlara birlikte bakalım; farklı kültürlerdeki yansımalarını, yerel ve evrensel bağlamdaki dönüşümünü keşfedelim. — Kızan Ne Demek? Kavramın Kökenine Yolculuk “Kızan” kelimesi Türkçe’de özellikle Anadolu ve Ege yörelerinde sıkça kullanılan bir halk…
Yorum Bırakİlham Dolu Paylaşımlar Yazılar
KAP Nereye Bağlı? Farklı Bakış Açılarıyla Derinlemesine Bir Yolculuk “Ben konulara tek bir pencereden bakmayı sevmem… Çünkü her şey gibi bilgiler de bakış açısına göre şekillenir. Bu yazıda da tam olarak bunu yapalım: KAP’ın ne olduğuna ve nereye bağlı olduğuna hem verilerle hem de duygularla bakalım.” KAP Nedir ve Nereye Bağlıdır? Öncelikle temel bilgiden başlayalım. KAP, yani Kamuoyu Aydınlatma Platformu, Türkiye’de sermaye piyasalarında faaliyet gösteren şirketlerin, yatırımcılarını bilgilendirmek için özel durum açıklamaları yaptığı resmi elektronik sistemdir. KAP, Borsa İstanbul’a bağlı olarak çalışır ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) iş birliğiyle yönetilir. Yani teknik olarak KAP, finansal…
Yorum BırakAtatürk’ün Talimatıyla Türkçeyi Bilim Diline Dönüştürme Süreci: Bir Antropolojik Okuma Kültürlerin zenginliğine hayran bir antropolog olarak, dillerin sadece iletişim aracı değil, aynı zamanda kolektif bilinç taşıyıcıları olduğunu düşünürüm. Her kelime, bir toplumun dünyayı algılama biçimidir; bir ritüel, bir sembol, bir geçmiş izidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında, Atatürk’ün dil üzerine başlattığı devrim, sadece dilbilimsel bir hamle değildi — bu, kültürel kimliğin yeniden inşası anlamına geliyordu. Atatürk’ün talimatıyla Türkçeyi yabancı dillerin etkisinden kurtarmak ve onu bir bilim dili haline getirmek, bir ulusun kendi sesini yeniden bulma çabasıydı. Bu girişim, modernleşme kadar köklere dönüşün de ritüeliydi. Dil: Bir Toplumun Ritüel Alanı Antropolojik açıdan…
Yorum BırakKantar ve Terazi Arasındaki Fark Nedir? Ölçü, Denge ve Algının Derinliklerine Yolculuk Bazı konular vardır ki yüzeyde oldukça basit görünür ama derinlerine indikçe karşımıza tarih, kültür, psikoloji ve hatta toplumsal cinsiyet rolleri çıkarır. “Kantar ve terazi arasındaki fark nedir?” sorusu da tam olarak böyle. İlk bakışta sadece iki tartı aletini ayırt etmek gibi duran bu mesele, aslında ölçüye, dengeye ve hayata bakış biçimlerimizi anlamak için harika bir pencere açar. Hazırsan, gel birlikte bu ölçü dünyasının farklı yüzlerini keşfedelim. — Ölçmenin Kökleri: Kantar ve Terazi Nereden Geliyor? İnsanoğlu binlerce yıldır ağırlık ölçüyor. Antik uygarlıklardan günümüze kadar bu ihtiyacın en temel iki…
Yorum BırakYahudiler Hz. İsa’yı Kabul Eder mi? Psikolojik Bir Mercekten Analiz İnsan davranışlarını anlamaya çalışan bir psikolog olarak, bir inanç sisteminin ve bir figürün toplumsal kabulleri üzerindeki etkisini her zaman merak etmişimdir. İnsanlar, dünyayı nasıl algılar? Nasıl düşünür, nasıl hisseder, nasıl kararlar alırlar? Bu sorular, özellikle dini figürler ve inançlar söz konusu olduğunda, çok daha karmaşık ve derinleşir. Peki, bir inanç sistemi, yıllar boyu varlığını sürdüren bir figürü kabul etme veya reddetme kararında, insan psikolojisini nasıl etkiler? Bu yazıda, Yahudilerin Hz. İsa’yı kabul edip etmeyeceklerini, bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji perspektiflerinden inceleyeceğiz. Bilişsel Psikoloji: İnanç ve Algı Süreçleri İnançlar, zihnimizdeki filtreler…
Yorum BırakKamusal Alan Ne Demek? TDK Tanımı ve Farklı Yaklaşımların Derinlemesine Analizi Bir kavramın farklı gözlerle nasıl şekil değiştirdiğini hiç fark ettiniz mi? Bazen bir kelimeye bakış açımız, kim olduğumuzla, nasıl düşündüğümüzle ve dünyayı nasıl deneyimlediğimizle yakından ilgilidir. “Kamusal alan” da tam olarak böyle bir kavram. Ben de bu yazıda, birlikte düşünmeyi seven biri olarak, sizleri kelimenin sözlük anlamının ötesine geçmeye ve bu çok katmanlı kavramı birlikte tartışmaya davet ediyorum. TDK’ya Göre Kamusal Alan Nedir? Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre “kamusal alan”, toplumun tüm bireylerinin ortak kullanımına açık olan, özel mülkiyet dışında kalan ve devletin yönetiminde bulunan alanları ifade eder. Yani…
Yorum BırakSamimi Olmayan Ne Demek? Siyasetin Maskeleri ve Güç İlişkilerinin İnceliği Bir siyaset bilimci olarak sık sık şu soruyla başlarım düşünmeye: “Gerçekten samimi bir siyaset mümkün mü?” Bu soru, sadece bireylerin davranışlarını değil; iktidarın doğasını, kurumların işleyişini ve vatandaşlık bilincinin derinliklerini sorgular. Samimiyet, kişisel bir erdem gibi görünür ama aslında siyasal bir araçtır. Samimi olmayan tutumlar, modern toplumların en sessiz ama en etkili iktidar biçimlerinden biridir. Samimiyetin Politikası: Güç, Görünürlük ve İllüzyon Samimi olmayan ifadenin kökünde bir tür politik illüzyon yatar. İktidar, varlığını sürdürmek için yalnızca güç kullanmaz; duygusal meşruiyet de inşa eder. Bu meşruiyetin temelinde “samimiyet” vardır — ama çoğu…
Yorum BırakKamikaze Hangi Savaşta? Cesaret, Umutsuzluk ve Toplumsal Perspektifin Çatıştığı Nokta Kimi zaman tarih, yalnızca rakamlar, ordular ve stratejilerle değil; insan ruhunun en derin çatışmalarıyla yazılır. “Kamikaze” kelimesi, kulağa bir savaş taktiği gibi gelse de, ardında insanın korkuları, idealleri ve çaresizliğiyle örülmüş bir hikâye barındırır. Bugün “Kamikaze hangi savaşta kullanıldı?” sorusunu yalnızca tarihsel bir bilgi olarak değil, toplumsal ve insani yönleriyle de ele alalım — çünkü her savaş, en çok insanlığın vicdanında iz bırakır. İkinci Dünya Savaşı: Kamikazelerin Gölgesinde Bir Umutsuzluk Hikayesi Kamikaze, İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya tarafından uygulanan bir taktikti. 1944’te Pasifik cephesinde Japon ordusu, ABD donanmasının karşısında ciddi…
Yorum BırakOptometrist Nedir, Ne İş Yapar? Tarihin Merceğinden Bir Bakış Bir tarihçi olarak geçmişin izlerini sürerken, insanın en eski tutkularından birinin “görmek” olduğunu fark ederim. Görmek, yalnızca biyolojik bir eylem değil; bilgiye ulaşmanın, dünyayı anlamanın ve medeniyetleri kurmanın temelidir. Göz, tarih boyunca bilginin kapısı olmuştur. Fakat her çağda bu kapı zaman zaman puslanmış, bulanıklaşmış ve yeniden açılmayı beklemiştir. Optometrist dediğimiz modern çağın “görme ustaları”, işte bu tarihsel zincirin en yeni halkasıdır. Görme Biliminin Tarihsel Kökenleri Antik çağlarda görme, büyü ve tanrısal güçlerle ilişkilendirilirdi. Eski Mısır’da Ra’nın Gözü, hem koruyucu bir sembol hem de “her şeyi gören bilgelik” anlamına gelirdi. Ancak insan…
Yorum BırakGüldür Güldür Show Programı Nerede? Kahkahanın Pedagojik Yansımaları Üzerine Bir Değerlendirme Bir Eğitimcinin Gözünden: Öğrenmenin Gücü ve Gülmenin Eğitici Yanı Öğrenmek, insanın kendini ve dünyayı dönüştürme yolculuğudur. Bir eğitimci olarak her zaman şuna inanırım: Öğrenme sadece sınıf duvarları arasında değil, yaşamın her anında gerçekleşir. Bu yüzden, bazen bir tiyatro sahnesinde, bazen bir televizyon programında, hatta bir kahkaha anında bile pedagojik bir derinlik bulmak mümkündür. İşte tam da bu noktada, “Güldür Güldür Show programı nerede?” sorusu, yalnızca bir mekân arayışı değil; öğrenmenin, mizahın ve toplumsal eleştirinin buluştuğu bir öğrenme ortamını sorgulamak anlamına gelir. Programın Yeri: Fizikselden Zihinsel Mekâna Elbette kelimenin düz…
Yorum Bırak